Zafer Burnu Milli Parkı

GEREKÇELERİMİZ ve TALEPLERİMİZ

KARPAZ’DA TARİHİ BİR HATA YAPILMAK ÜZERE...

GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAKTA KARARLIYIZ..!

 

Plansız ve çarpık yapılaşma ile kaynaklarımızın tüketilmesi sonucunda, doğanın acımasız bir biçimde katledildiği ülkemizde gün geçtikçe artan çevre sorunları, bu güzel adanın oldukça zengin olan biyolojik çeşitliliğinin ve doğal güzelliğinin hızla yitirilmesine neden olmaktadır.

Bunun sonucunda Kıbrıs’a özgü fauna ve floranın korunması, insanın kendi varlığı açısından da zorunlu hale gelmesine karşın; verilen kararlarla, yapılan uygulamaların bunun tam tersi doğrultuda olduğunu görmek, üstelik siyasilerin bu konuda hiçbir kaygı taşımamaları ve adeta bir sessizlik politikası izlemeleri son derece üzücü ve düşündürücüdür.

Hiçbir gerekçe gösterilmeden, böyle bir gereksinim de yokken, birkaç küçük tesis dışında yerleşimin olmadığı ve olmaması gereken Milli Park alanı içerisine, Dip Karpaz’dan Zafer Burnu’na kadar olan bölgeye, 27 kilometre mesafe boyunca direkler üzerinde hat çekilmeye çalışılmaktadır. 15,000 kişinin ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki 11000 voltluk enerji nakil hattının götürülmek istenmesi, doğayı yok ederken, aslında  ‘‘toplumsal ve ekonomik geleceğimizin de yok edilmesine” neden olacak, hem yöre halkı, hem Kıbrıs Türk toplumu, hem de dünya mirası açısından ‘‘telafisi olanaksız’’ bir kayıp ve tarihi bir hatadır.

Özellikle doğal ve ekolojik açıdan Kıbrıs’ın başka hiçbir bölgesiyle kıyas kaldırmayan Karpaz yarımadası üzerinde gerçekleştirilmesi planlanan bu talan ve tahribata hiçbir ses çıkarmamakla, siyasiler bölgenin yağmalanmasına, bu tavırlarıyla çanak tutmaktadırlar. Karpaz’ın niteliğini değiştirme yönündeki bu sözde yatırım(!) atağının önüne geçmeyen, burada olması gereken, sürdürülebilir doğru kalkınma modellerini yaşama kazandırmak için bir girişim, bir hareket oluşturmayan ilgililere soruyoruz; “Bölgenin mukayeseli üstünlüğünün ortadan kaldırılmaya çalışılmasına seyirci kalmaları, doğa, ülke ve gelecek adına Kıbrıs’ın kuzeyinin en son sermayesi konumunda olan bu eşsiz çevre değerlerinin yok edilmesi, acaba hangi hesabın gereğidir?...”

Bölgede böylesi bir ihtiyaç yokken önümüzdeki bu ısrarlı dayatma, kaçınılmaz olarak esas amacın, “bu alanın yapılaşmaya açılmasını sağlamak” olduğunu düşündürmektedir. Bu da dünya çapında önemli bir bölgenin yapılaşma neticesinde kaybolmasına neden olacaktır. Oysa, bölgenin elektriksiz ve insan yaşamının hakim olmadığı bir ortam olması, doğal yaşamın korunup değerlendirilebilme potansiyeli nedeniyle övünülecek bir durumdur. 

Önemi Avrupa kurumları tarafından da bilinen ve bu kapsamda AB tarafından Natura 2000 direktifi ile uluslararası düzeyde korunması gerektiği belirtilen bu bölgenin, kendi devletimiz tarafından göz ardı edilmesi hayati bir hatadır. Eğer amaç bölgede bulunan birkaç tesisin enerji ihtiyacını karşılamak olsaydı, güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları teşvik edilerek gerekli devlet katkısının bu yönde yapılması daha doğru bir yaklaşım olurdu.

Bölgenin elektriksiz olmasını geri kalmışlık olarak algılayarak, büyük bir bilinçsizlik sergileyen, veya öyle lanse ederek halkı aldatmaya çalışan ve bu ihalenin açılmasına destek verenler, bölgeye alt yapı gittikten sonra üst yapının da kaçınılmaz olarak gideceğini bilmektedirler. “Sizlere iş alanı ve istihdam yaratacağız” iddialarıyla yıllarca bölge halkının oylarını sömürürken Kıbrıs’ımıza çok büyük bir kötülük yapmakta, buradaki turizim ve çevre değerlerinin tedavisiz yaralar almasına neden olmaktadırlar. Yağmaya çanak tutan ve/veya sessiz kalan; MECLİS’te ve BAKANLAR KURULU’nda görev yapan  tüm siyasileri; bugün ülkesini sevenler, yarın çocuklarımız affetmeyecek, bu tarihi hata kara bir leke olarak kazınacaktır.

Geçtiğimiz yıl hayata geçirilmeye çalışan ancak toplumda oluşan tepki sonucunda vazgeçilen Zafer Burnu’na kadar elektrik götürülmesi girişimi, Başbakan’ın bu projenin hayata geçmeyeceğine dair sözüne rağmen, bu yıl tekrar ihaleye çıkılması devletin güvenilirliğini de ortadan kaldırmıştır. 1977’den beri Milli Park olması kararları üretilen, 6 Kasım 1995 yılında Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen, 2004’te yayınlanan Karpaz Emirnamesi ile bu niteliklerin korunması gereği bir kez daha önemle vurgulanan ve son olarak, 2007’de Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Koruma Bölgesi ilan edilen bu alan içersine, 2006’da Bakanlar Kurulu’nun yayınladığı “Çevre Deklerasyonu”na karşın, inatla ve ısrarla elektrik enerji hattının götürülmek istenmesi, Devletin kendi aldığı kararlara uygun ve saygılı davranmadığı, yasaların sadece kağıt üzerinde kaldığı anlamına gelmektedir. Kişilerin beyinlerinde bunun oluşturduğu soru işaretlerinin sosyal yansımaları kontrol edilemez bir mecraya doğru yol almaktadır.

Bu nedenle bölgeye sahip çıkılmalı ve türlü bahanelerle elektrik götürülmesine izin verilmemelidir. Bizler bir an önce bir daha gündeme getirilmemek üzere bu ihalenin iptal edilmesini talep etmekteyiz. Yarınlara yaşanabilir bir Kıbrıs bırakmak ve çocuklarımızın geleceğini korumak amacıyla görev başına gelenler bu uyarıları dikkate almalı ve gereğini yapmalıdır. Mücadelemizi her platformda ve yasal her yöntemle sonuç alıncaya kadar, sürdürmekte kararlıyız.

 

DİPKARPAZ BÖLGESİ ve

“ZAFER BURNU MİLLİ PARKI”

 

“Zafer Burnu (Karpaz) Milli Parkı” alanı


 

 

 

 

§         İlk olarak Kuzey Kıbrıs’ta Milli parklar ile ilgili olarak 1977 yılında, Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığının direktifi ile çalışmaların başladığını görmekteyiz. Bu direktif 22 Nisan 1977 tarih ve 50/76 sayılı direktiftir. Bu direktif ile Kuzey Kıbrıs’ta Milli Parklarla ilgili çalışma yapmak üzere bir komitenin oluşturulmasına karar verildi. Komite yapmış olduğu çalışmalar sonucunda Kuzey Kıbrıs’ta 6 tane bölgeyi milli park olarak belirlemişti. Bu parklar;

 

-         Özgürlük Milli Parkı, (Sahil Koruma Milli Parkı)

-         Yüzbirevler Milli Parkı (Orman Milli parkı)

-         Beşparmak Milli Parkı (Orman Milli parkı)

-         Salamis Milli Parkı (Sahil Koruma Parkı)

-         Kantara Milli Parkı (Orman Milli Parkı)

-         Zafer Burnu (Karpaz) Milli Parkı (Sahil Koruma Milli Parkı)

 

Yukarıdan da görüleceği üzere komite 6 park alanı belirlemiş ve bunları da sınıflamıştır.  Komitenin yapmış olduğu çalışma bakanlar kurulu tarafından onaylanmıştır.Bu parkların salamis milli parkı 1982, diğerleri ise 1983 yılında bakanlar kurulu kararı olarak ilan edilmişlerdir. Görüleceği üzere Dipkarpaz Milli Parkı 1970 yıllardan beridir üzerinde kararlar üretilen, çalışmalar ve planlar yapılan, ancak yaklaşık olarak 30 yıllık bir süreç geçmesine karşın Milli park haline dönüştürülemiyen bir alandır.

§         Bakanlar kurulu karpaz milli parkı ile ilgili çalışmalar yapmak üzere 24 şubat 1988 tarih ve E(K-2) 207 – 88 sayılı kararla prensip olarak köyden buruna kadar olan alanın milli park olması ve bu konuda çalışma yapmak üzere Tarım ve Orman Bakanlı ile Ulaştırma ve Turizm Bakanlığını yetkili kılmıştır. 

 

KARPAZ MİLLİ PARKI NEDEN ÖNEMLİ?

Dünya’da:

 

Akdenizde:

 

Kıbrıs Adasında

 

Kuzey Kıbrısta: