ADI SPOR
Spor kulüplerindeki sorunlara baktığımız zaman tümünde de aynı sorunları görmekteyiz. Bu sorunlar üzerinde çözüm arayışlarına girmeden önce , sorunların tesbitini tam olarak ortaya koyup tartışmalıyız. Vardan sorunları tam olarak inceleyip alternatif çözüm üretilmediği zaman bugünkü gibi Kulüb yönetim sistemleri kendi kandisini tekrardan üretip aynı sorunlar karşımıza yine çıkacaktır.
Bu gün kulübümüze baktığımız zaman , kulüb yönetimi, antrönör ve sporcu bağlamında büyük bir çelişki yaşandığını görürüz. Kulüb yöneticileri tamamen amatör olarak , para ve zamanlarının büyük bölümünü bu işlere ayırarak yaptıklarını görürüz. Zaman zaman Kulüb Başkanlığı daha ileri mevkiler için basamak olarak kullanılabilinir bir araç olarak düşünen v ebu olanağı kullanan yöneticiler de ortaya çıkmaktadır .
Antrönör konusu kulblerde daha farklı bir durum belkide en yerli yerine oturmuş bir olgudur.
Antrönör veya Teknik Direktörler kulblerin paralı kadrolarıdır , bir başka deyişle kuluble, hoca arasında bir hizmet akdi mevcuttur. Bundan dolayı hocalar profosyenel olarak kabul edilirler. Burada ilk çelişki ortaya çıkar, amatör yöneticiler ve profosyenel hocalar.
Sporculara gelince bunları ikiye ayırabiliriz . Genç takımlar ve “ A” takımlar. Vitrinde “A” takımlar olduğuna göre onlardan başlayalım. İlk olarak sporcuların belirgin bir statüsü olmadığını ve amatörlükle , profosyonellik arasında debelenip durmaktadır. Ne tam amatördürler , ne de tam profosyenel. Futbolcuların, hocalar gibi kuluble aralarında imzalanmış akidleri olmadığından , kulube herhangi resmi bir bağlayıcılıkları yoktur. Bundan dolayı, yönetimler sporcuları kulube karşı farklı yöntemlerle bağlama içine girmektedirler. Yani sporcular arasında adaletsizlik yaratacak şekilde menfaatler sağlama gibi. Ve çelişki yumağı büyümeye başlar. Bu çelişkiler yumağı çok çeşitli ve tehlikeli boyutlar içermektedir. Bu tehlikelerin en büyüğü Ahlaki kirlenme ve insanı soysuzlaştırma derecesine kadar varmaktadır.
Kulüblerin amaçları sağlam karakterli , kişilikli insanlar yetiştirmektir ve bu insanları , topluma faydalı bir kişi olarak kazandırmaktır. Ancak yapılanların olmadığı acı olarak karşımızda durmaktadır. Sporun bir kültür olduğunu , futbolun ise daha da kendine özgü bir kültür gerektirdiğini bilincine altyapıdan itibaren sporculara verilemezse ve başarı için “ Her yol mübahtır “ anlayışı hakim kılınırsa , sonuçtafutbolcuya oynaması için veya gizli verilecek para veya başka menfaatlar diğer sporculara sağlanmazsa, alt yapıdan yetişen gençler tamamen üvey evlat , dıştan gelen sporcu el üstünde tutulursa , kümede kalmak veya şampiyon olmak için , rakip takımveya futbolculara şike teklif edilirse , o andan itibaren yönetim ve sporcular ahlaki erezyona uğramaya başlar ve gün gelir kendi sporcun kendi maçını rakibe satar. Böylece spor , spor olmaktan çıkar ve çelişkilr yumağı katlanarak büyür ve gün gelir bizleri altına alarak ezer.
Yukardaki çok daha fazla çoğaltmak mümkündür. Hatta bu tesbitleri tartıştığımız zaman bunun toplumsal boyutunun ne kadar ciddi ve tehlikeli bir durum olduğunu görebiliriz.
Spora gönül vermiş kişilerin , bu tesbitler ışığında tartışmalıdırlar. Alternatif yönetim şekilleri mevcuttur , önemli olan bugünkü yanlışları görebilelim. Geniş kitleye spor yaptırmak amaç olmalı mı ? yoksa bugünkü gibi dar kitle ve çelişkilerle debelenerek adına spor dediğmiz şeyle devam mı edelim ? Bunu hep beraber sorgulamalıyız .