5 Mayıs 2007

 

TÜRKİYE'DEN GELEN EKİPLER TETKİK YAPTI... Ege Üniversitesi'nden geçtiğimiz ay gelen ekibin yaptığı tetkiklerde CMC bölgesinden, göletten, denizden su ve toprak örnekleri üzerinde yapılan tahlillerde CMC içerisindeki 150 bin ton olan, "altın tepeler" olarak adlandırılan, CMC belgelerinde ise "siyanürlü tepeler" olarak geçen bölgede yüksek miktarda siyanür bulundu

 

SİYANÜR DIŞINDA DA ZARARLI MADDELER BULUNDU... Prof. Dr. Emür Henden'in, raporunda atıkların tehlikesinin siyanürle sınırlı olmadığı, siyanür bulunan yerde arsenik kirliliğinin de bulunduğu belirtildi. Gemikonağı atıklarının bulunduğu bölgede demir, bakır ve mangalın yanında yüksek oranda kanserojen madde ihtiva eden çok yüksek oranda nikel ve arsenik de bulundu

Ali CANSU

Ülkemizin belki de dünyanın en büyük çevre felaketlerinin başında yer alan Gemikonağı'ndaki Cyprus Mines Corporation (CMC) tesisleri içerisinde yüksek miktarda ve çok tehlikeli siyanür maddesi bulundu.

Geçtiğimiz nisan ayında Ege Üniversitesi'nden gelerek CMC bölgesinden, göletten, denizden su ve toprak örnekleri alan ekibin yaptığı tetkiklerde korkunç sonuçlar çıktı. CMC kayıtlarında içerisindeki 150 bin ton siyanürlü madde bulunan, CMC belgelerinde ise "siyanürlü tepeler" olarak geçen bölgede yüksek miktarda siyanür bulundu.

Ege Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Emür Henden'in, raporunda atıkların tehlikesinin siyanürle sınırlı olmadığını, siyanür bulunan yerde arsenik kirliliğinin de olduğunu belirtildi.

CMC verilerinde "siyanür tepeleri"nin bulunduğu bölgede çok tehlikeli miktarda siyanürlü atıkların olduğu tespit edilmiş ve 1973'de CMC yönetimi bölgeye işçi girişini yasaklamıştı.

Bilindiği gibi siyanürün zehirleyerek öldürücü etkisi olduğu ve teneffüs edilme yoluyla dahi öldürücü etki gösterdiği, ısıya maruz kaldığında ayrışmaya başlayarak zehirli duman çıkarıyor. Ayrıca, fazla miktarda siyanüre maruz kalındığında beyin, kalp ve akciğerler, kısa sürede şiddetli etkilenme gösterip koma veya ölüme neden olur.

Henden'in raporda ayrıca, siyanürlü atıkların bulunduğu bölgede çok yoğun olarak nikel de bulundu. Gemikonağı göleti üzerindeki çamurda da, yüksek miktarda nikel ortaya çıktı. Nikel'in Gemikonağı Göleti'ne maden atıkları içerisindeki nikelin sular tarafından çözülerek taşındığı sanılıyor.

Gemikonağı atıklarının bulunduğu bölgede demir, bakır ve mangal'ın yanında yüksek oranda kanserojen madde ihtiva eden çok yüksek oranda nikel ve arsenik de bulundu.

 

Siyanür olduğunu 12 yıldır söylüyorduk

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır konu hakkında KIBRIS'a açıklamalarda bulundu.

Bıldır, siyanürlü atıklar konusunda Lefke ve Çevre Tanıtma Derneği'nin 12 yıldır bulunduğu çizgiden sapmadan mücadele verdiğini ve haklılığının sonunda ortaya çıktığını söyledi. Siyanür tepeleri diye bilinen bölgede daha önce 30 bin ton olarak bilinen ve daha sonra CMC belgeleriyle kesinleşen 150 bin ton siyanürlü atık olduğunun ispatlandığını kaydeden Bıldır, bunların kamuoyu tarafından sarı tepeler olarak bilindiğini söyledi.

Deniz kenarında kara yoluna çok yakın bir mesafede yakın zamana kadar herkesin rahatlıkla ulaşabileceği ve üzerine çıkabileceği atıklarda bugün siyanür olduğunun resmen kanıtlandığını anlatan Enver Bıldır, son dönemlerde Çevre Bakanlığı'nın öncülüğünde üç üniversitenin katkılarıyla CMC'nin bulunduğu alanın tellenerek insan ve hayvan girişine kapatılmasının ne kadar isabetli bir karar olduğunun bu çalışmayla ortaya çıktığını kaydetti.

Enver Bıldır, 1997 yılında Lefke ve Çevre Tanıtma Derneği, devlet denetiminde kurulan CMC komitesinde yer aldığını ve siyanürlü atıklar yüzünden komiteden çekildiğini bu yüzden de komitenin dağıldığını söyledi.

Lefke ve Çevre Tanıtma Derneği'nin 1996 yılında Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği'ne müracaatta bulunarak özellikle siyanürlü olduğunu tahmin ettikleri atıkları incelemeye alınmasını istediklerini kaydeden Bıldır şöyle devam etti:

"CMC'ye geldiler ve geniş bir çalışma yaptılar. Çalışmaların önemli bir bölümünü 30 bin ton olarak bilinen bu atıklar üzerine yoğunlaştı ve çok ciddi uyarılarda bulundular. 1997 yılında kurulan komite siyanürlü atıkların ortadan kaldırılması kararını verdi ve bunların hiçbir tehlike içermediğini söylemeye başladılar. Hiçbir ciddi çalışması olmayan bu komiteden çekildik; sonra komite çalışmalarını yürütemedi ve dağıldı.

Biz daha sonra Türkiye'den Ege Üniversitesi Çevre Merkezi'nden bilim adamları çağırdık ve bu konuda araştırma yaptılar ve tekrar 'bu atıklar tehlikelidir ve potansiyel olarak çok büyük tehlike içerirler' gibi ciddi bir uyarıda bulundular. Daha sonra oradan analiz alınmadı. Çünkü, siyanür için test yapmak çok zordur. Son alınan testlerde örnek atıklar buz kalıplarının içerisinde Türkiye'ye gönderildi.

Türkiye'de dört derecede, muhafaza edildi ve çok zor ve pahalı bir işlem yapıldı. Türkiye'den konferansımıza gelen Prof. Dr. Emür Henden bu alanda uzmandır. 2001 yılında Henden, bu konuda bir rapor yazdı ve yazdığı rapor, atıkların tehlikesinin siyanürle sınırlı olmadığını, siyanür bulunan yerde arsenik kirliliğinin de olduğunu yazdı. Ancak, biz bunu tartışacağımıza CMC alanını Doba şirketine verdik ve Doba alan rehabilitesi konusunda yaptığı çalışmalarda siyanürlü tepelerin bir tehlike olmadığını ve siyanürlü atıkların diğer atık üzerine dağıtma kararı verdiler ve çok büyük tartışmalar çıktı. Derneğimiz buna şiddetle karşı çıktı. İlginçtir, UNOPS raporu diye bilinen ve kamuoyunda çok fazla itibar gören raporda bile siyanürlü atıklar konusu tartışmalı bir şekilde geçti. Raporun hemen hemen hiçbir kısmına itiraz etmedik ama CMC kayıtlarından alınan ve üzerinde siyanürlü atık yazan belgenin üzerini çizmişler ve altın atığı diye değiştirmişler. Siyanürlü atık geçmemesi için UNDP'nin raportörünü bile bir yerde ikna ettiler.

Dönemin Çevre Dairesi ve personelinin yaptığı yayınlarda da CMC haritası üzerinde siyanürlü atık yazan alanın üzeri çizilmiş ve altın atığı olarak değiştirilmiş. Tartışma yıllardır bu şekilde sürdü geldi. Biz altı ay önce Çevre Bakanlığı'na bir rapor verdik. Çevre Bakanı çok ciddi bir şekilde bu alanın rehabilitesi üzerine çalışacağına bizi ikna edince bizde ciddi bir rapor hazırlayıp verdik. Gerçekten ilgilendiler ve çok güzel işler yapmaya başladılar. Raporumuzda, bir dizi öneride bulunduk ve bu öneriler dikkate alındı. Raporda önemli bir not vardır. Kesinlikle 150 bin ton civarında olduğu iddia edilen siyanürlü atıklara dokunulmayacak. Bu konudaki analizler sonuçlanmadan atıklara dokunulmaması istendi. Bizim son dönemde bulduğumuz CMC verilerinde orada çok tehlikeli miktarda Siyanürlü atıklar olduğunu gösteriyordu. Bildiğimiz kadarıyla 1973'de CMC o bölgede siyanür tespit etmiş ve bölgeye işçi girişini yasaklamıştı."

Bölgede yüksek oranda siyanür var

Bıldır, Prof. Dr. Emür Henden ve ekibinin elde ettiği bulgulara göre, siyanürlü atık bölgesinde 1 metre derinde, yüksek oranda siyanür bulunduğunu ve bunun kendiler için sürpriz olmadığını söyledi.

Bunun bugüne kadar yapılan tartışmaları sonuçlandıran bir bulgu olduğunu kaydeden Bıldır, siyanürün, dünyanın en tehlikeli zehirlerinden biri olduğu ve derneğin siyanür konusunu her gündeme getirdiğinde kıyamet koparıldığından yakındı.

1997'de Türkiye'nin Bergama köyünden bir heyetin adamıza geldiğini ve onların siyanürle ilgili verdikleri mücadeleyi aktardıklarını belirten Enver Bıldır, "Onlar gider gitmez Türkiye'den bu kez madencilik lobisi Gemikonağı'na geldi. Hemen bölgede siyanür rastlanmadı diye senaryoyu yayınlamaya başladılar" diyerek, bu iddialarını basın aracılığıyla kamuoyuna yansıtıldığını anımsattı.

Siyanür gündeme gelse kıyametler kopardı

Derneğin, bölgede siyanürü gündeme her getirdiğinde müdahaleyle karşılaştıklarını vurgulayan Bıldır, Türkiye'den gelen madencilik lobisinin görüşüne göre siyanürün oksijenle birleşip 15 gün içerisinde yok olması gerektiğini ifade etmelerine rağmen, 60 yılın ardından hâla siyanürün ortada durduğunu, bunun da çok önemli bir sonuç olduğunu söyledi.

Bu sonucun Türkiye'deki altın madenciliği çalışmalarına bir ışık tutacağını da ifade eden bıldır, "Bu çalışmanın bir başka verimli noktası nikel ve kurşun kirliliğini de ortaya koydu" dedi.

Atıklarda nikel de bulundu

Siyanürlü atıkların bulunduğu bölgede çok yoğun olarak nikel de bulunduğunu anlatan Bıldır, en önemli olanın ise Gemikonağı göleti üzerindeki çamurda da yüksek miktarda nikel bulunması olduğunu ifade etti.

Gemikonağı göletinde nikelin nasıl oluştuğunun CMC Konferansı'nda tartışıldığını ve ilk öngörülen maden atıkları içerisindeki nikelin su tarafından çözülerek, Gemikonağı göleti içerisine akmasıyla oluştuğunu belirten Bıldır, "Nikel, çok tehlikeli kanserojen maddelerdendir. Atıklar içerisinde yoğun olarak demir, bakır ve mangal olduğunu biliyorduk ama nikel bulunamıyordu. Nikelin bulunduğu yer yüksektir. Rapora göre nikel, CMC giriş ve yüzeyinde yüksektir. Yarım metre derinlikten alınan bölgede de yüksek çıktı. CMC girişindeki çamurda da yüksek oranda çıkmıştır. Siyanürlü atık dediğimiz ve bir metre derinlikten alınan örnekte de çok yüksek çıktı.

Gemikonağı göletinin suyunu biz sulama kanalıyla bahçelere veririz. Bunun üzerinde durulması gerekir. Bugüne kadar arsenik hiçbir yerde çıkmıyordu. Çünkü, arseniği tespit etmek çok zordur. CMC atık bölgesinde çok yoğun oranda arsenik de bulundu. Hemen hemen her yerinde arsenik var. Arsenik kanserojen maddelerin başında gelir. Her yerde en çok sakınılması gereken, üzerinde durulması gereken tehlikeli toksit maddelerden biridir. Siyanürlü atık tartışmasında bir yerde siyanür var ise arsenik de vardır. İşte o teorik sonuç burada gözüküyor. Arsenik CMC'nin giriş bölgesinde yüksektir" dedi.

1992'de yapılan tahlillerde CMC'de arseniğin tespit edildiğini ve aradan geçen yıllardan sonra bugün 2007 yılında yapılan tahlillerde yine arseniğin ortaya çıktığını söyledi.

 

Bilimle alay edilmişti

CMC alanının ulaştığı sahil şeridinde denizden alınan örneklerde, yüksek miktarda demir, bakır ve nikel kirliliği ortaya çıktığını anlatan Bıldır, "2002 yılında birileri esnafı örgütleyerek asitli suların bulunduğu yerde denize girilmiş ve dernek ile KIBRIS gazetesi yayınlarına karşı eylem yapılmıştı. Ancak, bugünkü raporla bilimle alay edildiği resmileşmiş oldu" dedi.

Siyanür nedir?

Siyanürün zehirleyerek öldürücü etkisi vardır. Teneffüs edilme yoluyla dahi öldürücü etki gösterir. Isıya maruz kaldığında ayrışmaya başlayarak zehirli duman çıkarır. Fazla miktarda siyanüre maruz kalındığında beyin, kalp ve akciğerler kısa sürede şiddetli etkilenme gösterip koma veya ölüme neden olur. Yenilip içilmesi veya dokunulması durumunda zehirlenme etkisini hızla gösterir. Maruz kalan kişi derin nefes almaların ardından çarpınma, kasılma, silkinme, havale ve şiddetle sarsılmanın ardından ölür. Özellikle keskin türlü siyanürlerin maruzunda ölüm çok hızla gerçekleşir