| TÜRKİYE'DEN GELEN EKİPLER TETKİK
YAPTI... Ege Üniversitesi'nden geçtiğimiz ay gelen
ekibin yaptığı tetkiklerde CMC bölgesinden, göletten,
denizden su ve toprak örnekleri üzerinde yapılan
tahlillerde CMC içerisindeki 150 bin ton olan, "altın
tepeler" olarak adlandırılan, CMC belgelerinde ise
"siyanürlü tepeler" olarak geçen bölgede yüksek miktarda
siyanür bulundu
SİYANÜR DIŞINDA DA ZARARLI MADDELER BULUNDU... Prof.
Dr. Emür Henden'in, raporunda atıkların tehlikesinin
siyanürle sınırlı olmadığı, siyanür bulunan yerde
arsenik kirliliğinin de bulunduğu belirtildi. Gemikonağı
atıklarının bulunduğu bölgede demir, bakır ve mangalın
yanında yüksek oranda kanserojen madde ihtiva eden çok
yüksek oranda nikel ve arsenik de bulundu
Ali CANSU
Ülkemizin belki de dünyanın en büyük çevre
felaketlerinin başında yer alan Gemikonağı'ndaki Cyprus
Mines Corporation (CMC) tesisleri içerisinde yüksek
miktarda ve çok tehlikeli siyanür maddesi bulundu.
Geçtiğimiz nisan ayında Ege Üniversitesi'nden gelerek
CMC bölgesinden, göletten, denizden su ve toprak
örnekleri alan ekibin yaptığı tetkiklerde korkunç
sonuçlar çıktı. CMC kayıtlarında içerisindeki 150 bin
ton siyanürlü madde bulunan, CMC belgelerinde ise
"siyanürlü tepeler" olarak geçen bölgede yüksek miktarda
siyanür bulundu.
Ege Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Emür
Henden'in, raporunda atıkların tehlikesinin siyanürle
sınırlı olmadığını, siyanür bulunan yerde arsenik
kirliliğinin de olduğunu belirtildi.
CMC verilerinde "siyanür tepeleri"nin bulunduğu
bölgede çok tehlikeli miktarda siyanürlü atıkların
olduğu tespit edilmiş ve 1973'de CMC yönetimi bölgeye
işçi girişini yasaklamıştı.
Bilindiği gibi siyanürün zehirleyerek öldürücü etkisi
olduğu ve teneffüs edilme yoluyla dahi öldürücü etki
gösterdiği, ısıya maruz kaldığında ayrışmaya başlayarak
zehirli duman çıkarıyor. Ayrıca, fazla miktarda siyanüre
maruz kalındığında beyin, kalp ve akciğerler, kısa
sürede şiddetli etkilenme gösterip koma veya ölüme neden
olur.
Henden'in raporda ayrıca, siyanürlü atıkların
bulunduğu bölgede çok yoğun olarak nikel de bulundu.
Gemikonağı göleti üzerindeki çamurda da, yüksek miktarda
nikel ortaya çıktı. Nikel'in Gemikonağı Göleti'ne maden
atıkları içerisindeki nikelin sular tarafından çözülerek
taşındığı sanılıyor.
Gemikonağı atıklarının bulunduğu bölgede demir, bakır
ve mangal'ın yanında yüksek oranda kanserojen madde
ihtiva eden çok yüksek oranda nikel ve arsenik de
bulundu.
Siyanür olduğunu 12 yıldır söylüyorduk
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır
konu hakkında KIBRIS'a açıklamalarda bulundu.
Bıldır, siyanürlü atıklar konusunda Lefke ve Çevre
Tanıtma Derneği'nin 12 yıldır bulunduğu çizgiden
sapmadan mücadele verdiğini ve haklılığının sonunda
ortaya çıktığını söyledi. Siyanür tepeleri diye bilinen
bölgede daha önce 30 bin ton olarak bilinen ve daha
sonra CMC belgeleriyle kesinleşen 150 bin ton siyanürlü
atık olduğunun ispatlandığını kaydeden Bıldır, bunların
kamuoyu tarafından sarı tepeler olarak bilindiğini
söyledi.
Deniz kenarında kara yoluna çok yakın bir mesafede
yakın zamana kadar herkesin rahatlıkla ulaşabileceği ve
üzerine çıkabileceği atıklarda bugün siyanür olduğunun
resmen kanıtlandığını anlatan Enver Bıldır, son
dönemlerde Çevre Bakanlığı'nın öncülüğünde üç
üniversitenin katkılarıyla CMC'nin bulunduğu alanın
tellenerek insan ve hayvan girişine kapatılmasının ne
kadar isabetli bir karar olduğunun bu çalışmayla ortaya
çıktığını kaydetti.
Enver Bıldır, 1997 yılında Lefke ve Çevre Tanıtma
Derneği, devlet denetiminde kurulan CMC komitesinde yer
aldığını ve siyanürlü atıklar yüzünden komiteden
çekildiğini bu yüzden de komitenin dağıldığını söyledi.
Lefke ve Çevre Tanıtma Derneği'nin 1996 yılında
Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği'ne
müracaatta bulunarak özellikle siyanürlü olduğunu tahmin
ettikleri atıkları incelemeye alınmasını istediklerini
kaydeden Bıldır şöyle devam etti:
"CMC'ye geldiler ve geniş bir çalışma yaptılar.
Çalışmaların önemli bir bölümünü 30 bin ton olarak
bilinen bu atıklar üzerine yoğunlaştı ve çok ciddi
uyarılarda bulundular. 1997 yılında kurulan komite
siyanürlü atıkların ortadan kaldırılması kararını verdi
ve bunların hiçbir tehlike içermediğini söylemeye
başladılar. Hiçbir ciddi çalışması olmayan bu komiteden
çekildik; sonra komite çalışmalarını yürütemedi ve
dağıldı.
Biz daha sonra Türkiye'den Ege Üniversitesi Çevre
Merkezi'nden bilim adamları çağırdık ve bu konuda
araştırma yaptılar ve tekrar 'bu atıklar tehlikelidir ve
potansiyel olarak çok büyük tehlike içerirler' gibi
ciddi bir uyarıda bulundular. Daha sonra oradan analiz
alınmadı. Çünkü, siyanür için test yapmak çok zordur.
Son alınan testlerde örnek atıklar buz kalıplarının
içerisinde Türkiye'ye gönderildi.
Türkiye'de dört derecede, muhafaza edildi ve çok zor
ve pahalı bir işlem yapıldı. Türkiye'den konferansımıza
gelen Prof. Dr. Emür Henden bu alanda uzmandır. 2001
yılında Henden, bu konuda bir rapor yazdı ve yazdığı
rapor, atıkların tehlikesinin siyanürle sınırlı
olmadığını, siyanür bulunan yerde arsenik kirliliğinin
de olduğunu yazdı. Ancak, biz bunu tartışacağımıza CMC
alanını Doba şirketine verdik ve Doba alan rehabilitesi
konusunda yaptığı çalışmalarda siyanürlü tepelerin bir
tehlike olmadığını ve siyanürlü atıkların diğer atık
üzerine dağıtma kararı verdiler ve çok büyük tartışmalar
çıktı. Derneğimiz buna şiddetle karşı çıktı. İlginçtir,
UNOPS raporu diye bilinen ve kamuoyunda çok fazla itibar
gören raporda bile siyanürlü atıklar konusu tartışmalı
bir şekilde geçti. Raporun hemen hemen hiçbir kısmına
itiraz etmedik ama CMC kayıtlarından alınan ve üzerinde
siyanürlü atık yazan belgenin üzerini çizmişler ve altın
atığı diye değiştirmişler. Siyanürlü atık geçmemesi için
UNDP'nin raportörünü bile bir yerde ikna ettiler.
Dönemin Çevre Dairesi ve personelinin yaptığı
yayınlarda da CMC haritası üzerinde siyanürlü atık yazan
alanın üzeri çizilmiş ve altın atığı olarak
değiştirilmiş. Tartışma yıllardır bu şekilde sürdü
geldi. Biz altı ay önce Çevre Bakanlığı'na bir rapor
verdik. Çevre Bakanı çok ciddi bir şekilde bu alanın
rehabilitesi üzerine çalışacağına bizi ikna edince bizde
ciddi bir rapor hazırlayıp verdik. Gerçekten
ilgilendiler ve çok güzel işler yapmaya başladılar.
Raporumuzda, bir dizi öneride bulunduk ve bu öneriler
dikkate alındı. Raporda önemli bir not vardır.
Kesinlikle 150 bin ton civarında olduğu iddia edilen
siyanürlü atıklara dokunulmayacak. Bu konudaki analizler
sonuçlanmadan atıklara dokunulmaması istendi. Bizim son
dönemde bulduğumuz CMC verilerinde orada çok tehlikeli
miktarda Siyanürlü atıklar olduğunu gösteriyordu.
Bildiğimiz kadarıyla 1973'de CMC o bölgede siyanür
tespit etmiş ve bölgeye işçi girişini yasaklamıştı."
Bölgede yüksek oranda siyanür var
Bıldır, Prof. Dr. Emür Henden ve ekibinin elde ettiği
bulgulara göre, siyanürlü atık bölgesinde 1 metre
derinde, yüksek oranda siyanür bulunduğunu ve bunun
kendiler için sürpriz olmadığını söyledi.
Bunun bugüne kadar yapılan tartışmaları sonuçlandıran
bir bulgu olduğunu kaydeden Bıldır, siyanürün, dünyanın
en tehlikeli zehirlerinden biri olduğu ve derneğin
siyanür konusunu her gündeme getirdiğinde kıyamet
koparıldığından yakındı.
1997'de Türkiye'nin Bergama köyünden bir heyetin
adamıza geldiğini ve onların siyanürle ilgili verdikleri
mücadeleyi aktardıklarını belirten Enver Bıldır, "Onlar
gider gitmez Türkiye'den bu kez madencilik lobisi
Gemikonağı'na geldi. Hemen bölgede siyanür rastlanmadı
diye senaryoyu yayınlamaya başladılar" diyerek, bu
iddialarını basın aracılığıyla kamuoyuna yansıtıldığını
anımsattı.
Siyanür gündeme gelse kıyametler kopardı
Derneğin, bölgede siyanürü gündeme her getirdiğinde
müdahaleyle karşılaştıklarını vurgulayan Bıldır,
Türkiye'den gelen madencilik lobisinin görüşüne göre
siyanürün oksijenle birleşip 15 gün içerisinde yok
olması gerektiğini ifade etmelerine rağmen, 60 yılın
ardından hâla siyanürün ortada durduğunu, bunun da çok
önemli bir sonuç olduğunu söyledi.
Bu sonucun Türkiye'deki altın madenciliği
çalışmalarına bir ışık tutacağını da ifade eden bıldır,
"Bu çalışmanın bir başka verimli noktası nikel ve kurşun
kirliliğini de ortaya koydu" dedi.
Atıklarda nikel de bulundu
Siyanürlü atıkların bulunduğu bölgede çok yoğun
olarak nikel de bulunduğunu anlatan Bıldır, en önemli
olanın ise Gemikonağı göleti üzerindeki çamurda da
yüksek miktarda nikel bulunması olduğunu ifade etti.
Gemikonağı göletinde nikelin nasıl oluştuğunun CMC
Konferansı'nda tartışıldığını ve ilk öngörülen maden
atıkları içerisindeki nikelin su tarafından çözülerek,
Gemikonağı göleti içerisine akmasıyla oluştuğunu
belirten Bıldır, "Nikel, çok tehlikeli kanserojen
maddelerdendir. Atıklar içerisinde yoğun olarak demir,
bakır ve mangal olduğunu biliyorduk ama nikel
bulunamıyordu. Nikelin bulunduğu yer yüksektir. Rapora
göre nikel, CMC giriş ve yüzeyinde yüksektir. Yarım
metre derinlikten alınan bölgede de yüksek çıktı. CMC
girişindeki çamurda da yüksek oranda çıkmıştır.
Siyanürlü atık dediğimiz ve bir metre derinlikten alınan
örnekte de çok yüksek çıktı.
Gemikonağı göletinin suyunu biz sulama kanalıyla
bahçelere veririz. Bunun üzerinde durulması gerekir.
Bugüne kadar arsenik hiçbir yerde çıkmıyordu. Çünkü,
arseniği tespit etmek çok zordur. CMC atık bölgesinde
çok yoğun oranda arsenik de bulundu. Hemen hemen her
yerinde arsenik var. Arsenik kanserojen maddelerin
başında gelir. Her yerde en çok sakınılması gereken,
üzerinde durulması gereken tehlikeli toksit maddelerden
biridir. Siyanürlü atık tartışmasında bir yerde siyanür
var ise arsenik de vardır. İşte o teorik sonuç burada
gözüküyor. Arsenik CMC'nin giriş bölgesinde yüksektir"
dedi.
1992'de yapılan tahlillerde CMC'de arseniğin tespit
edildiğini ve aradan geçen yıllardan sonra bugün 2007
yılında yapılan tahlillerde yine arseniğin ortaya
çıktığını söyledi.
Bilimle alay edilmişti
CMC alanının ulaştığı sahil şeridinde denizden alınan
örneklerde, yüksek miktarda demir, bakır ve nikel
kirliliği ortaya çıktığını anlatan Bıldır, "2002 yılında
birileri esnafı örgütleyerek asitli suların bulunduğu
yerde denize girilmiş ve dernek ile KIBRIS gazetesi
yayınlarına karşı eylem yapılmıştı. Ancak, bugünkü
raporla bilimle alay edildiği resmileşmiş oldu" dedi.
Siyanür nedir?
Siyanürün zehirleyerek öldürücü etkisi vardır.
Teneffüs edilme yoluyla dahi öldürücü etki gösterir.
Isıya maruz kaldığında ayrışmaya başlayarak zehirli
duman çıkarır. Fazla miktarda siyanüre maruz
kalındığında beyin, kalp ve akciğerler kısa sürede
şiddetli etkilenme gösterip koma veya ölüme neden olur.
Yenilip içilmesi veya dokunulması durumunda zehirlenme
etkisini hızla gösterir. Maruz kalan kişi derin nefes
almaların ardından çarpınma, kasılma, silkinme, havale
ve şiddetle sarsılmanın ardından ölür. Özellikle keskin
türlü siyanürlerin maruzunda ölüm çok hızla gerçekleşir |