| Bilim adamları, CMC'nin bir "ölüm
vadisi" olduğunu, burada var olan görüntünün çevresel
bozulma ve ekolojik denge yok oluşunun tipik bir
örneğini oluşturduğunu belirterek, "Akdeniz tehlike
altındadır" uyarısında bulundu
CMC dünyanın en büyük çevre sorunu
l İKİ BİLİM ADAMINDAN KIBRIS'A ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR...
CMC felaketini yakından tanıyan iki bilim adamı Prof.
Dr. Ünal Altınbaş ve Prof. Dr. Ümit Erdem KIBRIS'a, CMC
konusunda önemli açıklamalarda bulundu ve bölgede acilen
önlemler alınması gerektiği uyarısında bulundu. Kıbrıs
maden şirketi (CMC) tarafından yoğun olarak işletilmiş
ve 1974 yılı sonundan itibaren işletime son verilen
bölgenin çevresel bozulmanın ve ekolojik dengenin nasıl
yok oluşunun tipik bir örneği olduğunu anlatan bilim
adamları "Alan gözle görülebilir beş duyu organıyla
hissedilebilir biçimde, önemli bir çevre sorunu yumağı
ortamı durumundadır ve "risk bölgesi" konumundadır" dedi
1 SORUN, TÜM AKDENİZ ÜLKELERİNİN SORUNUDUR... Yapılan
incelemelerin, kirlilik alanının belirtilen miktarın çok
üzerinde olduğuna işaret eden bilim adamları, "Çünkü
burada önemli bir konu da uzun süreli zehirlenmedir.
Aslında ölüm vadisi olarak nitelenebilecek alan içinde
çalışma sürmekte, yani kimyasal reaksiyon devam
etmektedir" diye konuştu. CMC'de yalnızca Lefke ve
Kıbrıs'ı değil bütün Akdeniz'i ilgilendiren önemli bir
insanlık ayıbı yaşandığı belirten bilim adamları,
yapılan ilk gözlemlerde alanda 8 milyon ton tehlikeli
atığın bulunduğunu ve sorunum tüm Akdeniz ülkelerinin
sorunu olduğunu vurguladı
Ali CANSU
Kıbrıs Maden Şirketi'ni (CMC) yakından tanıyan ve
zaman zaman Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği'nin davetlisi
olarak bölgeye gelerek incelemelerde bulunup konuya
ilişkin detaylı raporlar hazırlayan, ayrıca Çevre ve
Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Lefke Çevre ve Tanıtma
Derneği'nin organize ettiği komitede yer alan Ege
Üniversitesi Öğretim Üyeleri'nden Ziraat Fakültesi
Toprak Mühendisi Prof. Dr. Ünal Altınbaş ile Ege
Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma
Merkezi Müdürü, Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü
öğretim görevlisi Prof. Dr. Ümit Erdem KIBRIS'a çarpıcı
açıklamalarda bulundu.
İki bilim adamına yönelttiğimiz sorular ve aldığımız
yanıtlar şöyle:
KIBRIS: CMC'yi nasıl tanıyorsunuz? Bize zaman zaman
incelemeler yaptığınız bölge hakkında açıklama yapar
mısınız?
Prof. Dr. Ünal ALTINBAŞ: Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti Lefke beldesinin Gemikonağı Limanı yöresinde
konumlanan bakır madeni işletmeciliğinin geçmişi,
günümüzden 5000. yıllarına kadar uzanmaktadır. Yöre
Trodos magmatik kompleksinin içinde bulunur ve buradaki
demir (pirit) ve bakır (kalkopirit) sülfürlü
cevherleşme, Trodos yastık lavları içerisinde yer alır.
Kıbrıs adasındaki bakır işletmeciliğinin çok eski tarihi
içermesinin bir sonucu olarak, adının da bakır sözcüğü
ile eş anlamlı olan Cyprium, Cuprum ve Kıbrıs şeklinde
gelişim gösterdiği bilinmektedir. Bu bağlamda bakırın
cevherden ayrılarak metalik şekilde ilk üretildiği yerin
Kıbrıs olduğu arkeolojik olarak belirlenmiştir. Trodos
masifi okyanus kabuğunun yeryüzünde görüldüğü bir
alandır. Buradaki sülfürlü cevherleşme pirit,
kalkopirit, markasit, sfalarit, gelen, bornit ile masif
bakır, çinko, demir ve kükürt yatakları şeklindedir ve
yataklar genelde volkanik serinin üst seviyesindeki
yastık lavların tabanında veya üzerinde oluşum
gösterirler. Maden deresi üzerinde toprak dolgu barajı
olarak yapılan Gemikonağı göletinde maden alanlarındaki
demir ve bakırlı kükürt ile pasa'lar yüzeysel sularla
taşınarak içme suyu ve sulama suları için ağır metal
yoğunlaşmasına koşut olarak asit ortam oluşturmaktadır.
KIBRIS: CMC bölgesinde ne gibi tehlikeli atıklar
bulunur?
Prof. Dr. Ünal ALTINBAŞ: Lefke- Gemikonağı cevher
işletmeciliği, 1913 yılından itibaren Kıbrıs maden
şirketi (CMC) tarafından yoğun olarak işletilmiş ve 1974
yılı sonundan itibaren işletime son verilirken, işletim
sürecindeki tüm atıklarda bölgede ölüm vadisi
oluşturacak şekilde kaderine terk edilmiştir. Görüntü,
çevresel bozulmanın ve ekolojik denge yok oluşunun tipik
bir örneğidir. Bu arada yüzeyde bulunan ve kükürtlü bir
mineral olan pirit ve kalkopirit yağmur suları ve
serbest oksijen ile tepkimeye girerek arazi yüzeyindeki
atıklar yanında, sulardaki asiditeyi de yoğunlaştırarak
yörenin yüzey sularını, çevresel toprakları, deniz
kıyısı ve deniz suyu ile yer altı sularında kirlilik
parametreleri oluşturmaktadır. Bu arada yaklaşık 5 km.
genişliğinde ve 800 m. enindeki Akdeniz ortamında deniz
suyunun renklendiği ve bu renkliliğin yağışlardan sonra
daha da yoğunlaşarak arttığı gözlenmiştir. Asitliğin
yoğunlaşmasına metalik iyonların artışına neden
olmaktadır. Gemikonağı göletinin yukarı bölümlerinde ve
maden deresinin doğrudan Göletle birleştiği noktalardaki
mavimsi renkler doğrudan bakırdan kaynaklandığı tahmin
edilmektedir. Çünkü, suyun drenaj alanında bulunan pasa
ve maden cevheri birikimleri eğim ve yüzey sularına
bağımlı olarak gölete doğru bir akış özelliği
göstermektedir. Benzer şekilde Gemikonağında denizden
yukarı bölgelerine doğru, cevher atıkları, kimyasal
madde artıkları, işletmenin kapatılmasıyla çevredeki
hurdalıklar çevresel sorunları ağırlaştırmaktadır.
KIBRIS: CMC içerisinde bulunan havuzların durumu ne
aşamadadır?
Prof. Dr. Ünal ALTINBAŞ: Bakır madeni
işletmeciliğinin işlevselliğini sürdürdüğü alanlarda
atık alanı olarak kullanılan ve yukarıdan deniz
seviyesine doğru atık havuzları şeklinde ve birer set
görünümünde konumlanan alanlardaki 1, 3, 5 ve 6. atık
havuzlarından alınan dört adet atığın kimi laboratuvar
analiz verilerine göre içeriklerinde oldukça yüksek
kimyasal değerlere rastladık. Atık havuzlarındaki
tepkimenin çok yoğun asit oluşu, kimyasal ayrışmayı
yoğunlaştırır ve sonuçta mikroelement ve ağır metallerin
serbest kalmasına ve bunlarında taban suyu yanında,
yüzeysel sularla denize ve çevre arazilerine taşınmasına
ve kirlilik yükünün her geçen gün yoğunlaşarak artışına
neden olur. En yukarı bölümde örnekleme sürecinde,
civarından akan suyun çok yoğun kükürt kokusu içerdiği
belirlenirken, atık örneklemelerinde kimi yüzeylerin
kükürt elementi kabuğu bağladığı gözlenmiştir. Asit
olduğundan, örnekleme sürecinde temasta bulunan
cildimizin oldukça ileri seviyede etkilendiği
görülmüştür. Bu arada çevresel rüzgarla % 70-80
sınırlarında dağılım gösteren kil+mil inorganik
taneleri, yöreye toz bulutu şeklinde dağılarak ağır
elementler ve kükürtçe artan çevresel kirliliğe neden
olmaktadır.
KIBRIS: Bölgede acil olarak neler yapılabilir?
Prof. Dr. Ünal ALTINBAŞ: Yukarıdaki verilerin
ışığında yörede aşağıdaki yaptırımların acilen
uyarlanması gerekir. Lefke Maden deresindeki Gemikonağı
göletine, drenaj havzası içinde yer alan pasa ve maden
birikintilerinden olan atık girişlerinin önlenmesi.
Göletin ve bunun kaynak verdiği kuyu sularının periyodik
olarak kontrol edilmesi ve bunların sulama ve içme suyu
olarak kullanımının engellenmesi gerekir. Maden işletme
çevresinin tel veya yörenin ekolojik koşullarına uygun
yeşil çitle çevrilerek buraya insan ve hayvan girişinin
engellenmesi, bilhassa yeşil çit oluşturarak rüzgar
tutucu özelliğiyle, çevresel kirliliğin en az düzeye
indirilmesinin sağlanması, Atık alanının Güney yöresinde
yağmur sularının atık alanına girişlerinin engellenmesi
ve sonuçta son derece asit tepkime yanında, sularda
çözünen ağır metallerin, denize olan deşarjlarını
önlemek için, havzanın yukarı bölümlerinde çevirme
kanallarının yapımı mutlaka gerekmektedir.
Sonuçta CMC'deki sorunu siz nasıl yorumluyorsunuz?
Prof. Dr. Ünal ALTINBAŞ: Bir liman kenti olan Lefke
ve çevresinin karasal alanları ile Akdeniz bağlantılı
kıyıları CMC maden atıkları kirliliği nedeniyle gerek
görsel ve gerekse işlevsel özelliğini yitirmekte ve
sorun bir Lefke, KKTC, veya Kıbrıs olmayıp, Akdeniz
kıyılarını içeren bölge sorunu şekline tırmanmaktadır.
Benzer şekilde olaya yerel değil, global yaklaşılması ve
sorunun uluslararası arenada maddi ve manevi desteklerle
çözüm aranması en akılcı bir yaklaşım olacaktır. Bu
bağlamda "kirleten öder" çevre etiğinden yola çıkarak
CMC' ye uluslararası yaptırımların yoğunlaştırılarak
baskı unsurlarının devreye sokulması en acil ve güncel
bir işlev olmalıdır.
CMC, Dünyanın en büyük çevre sorunu
KIBRIS: CMC'yi bize anlatır mısınız. Orada ne gibi
sorunlar var?
Prof. Dr. Ümit Erdem: Dünyanın en büyük çevre sorunu
olarak kabul edilmesi gereken Gemikonağı CMC atıkları
her şeyden önce hukuksal bir sorundur. Konu mutlaka
uluslararası düzeyde hukuk kurullarına taşınmak
durumundadır. Her ne kadar Kıbrıs yayın organları
tarafından başlatılan bu çalışmalar Lefke'ye özgün
çalışmalar olsa da, konu uluslararasıdır. Konu, Türkiye,
İsrail, Mısır, Lübnan, Yunanistan ve İtalya gibi Doğu
Akdeniz ülkeleriyle, Orta Akdeniz ülkelerini tehlike
altına almaktadır. Burada önemli bir konu, insanı
ilgilendiren bir olaya siyasal, politik yada şekilci
yaklaşmamak sorumluluğudur. Çünkü sorun, Lefke yada
Kıbrıs Adası'nın değil, Amerika'dan başlayarak çok
uluslu şirketlerin sorunudur. Türk Araştırmacılar
grubundan önce yapılan çalışmalarla saptanmıştır ki;
arsenik baryum gibi ağır metal birikimi Doğu Akdeniz'de
önemli bir sorunu oluşturmaktadır.
KIBRIS: Bölgedeki kirlilik ne aşamadadır?
Prof. Dr. Ümit Erdem: Alanda riziko analizi
yapılmadan, orada tarım yapılmamalıdır, su
kullanılmamalıdır, hayvan otlatılmamalıdır ve en
önemlisi de dolaşılmamalıdır. Yapılan incelemeler
göstermiştir ki, ayrıca kirlilik alanı, belirtilen
miktarın çok üzerindedir. 2000 dönüm olarak yaklaşık
olarak belirlenen bu alan kirlilik bölgeleri dikkate
alındığında 2000 dönümün çok üzerinde olarak
saptanmıştır. Çünkü burada önemli bir konu da uzun
süreli zehirlenmedir, aslında ölüm vadisi olarak
nitelenebilecek alan içinde çalışma için sürmekte, yani
kimyasal reaksiyon devam etmektedir. Burada yalınızca
Lefke yada Kıbrıs'ta değil bütün Akdeniz'de önemli bir
insanlık ayıbı yaşanmaktadır. Doğu Akdeniz bölgesinde
arsenik, baryum, kadmiyum gibi önemli ağır metal
kirliliği bir gerçektir, bölge bu yüzden hemen
rehabilite edilmelidir. Maden şirketinin etkilediği alan
yaklaşık 500 kilometre kare olarak görülmelidir. Yapılan
ilk gözlemlerde bu alanda 8 milyon ton tehlikeli atık
bulunmaktadır. Tekrar edilmek gerekirse bu yüzden sorun
tüm Akdeniz ülkelerinin sorunudur.
KIBRIS: CMC'nin çevreye etkileri ne aşamadadır?
Prof. Dr. Ümit Erdem: Yöredeki kükürt
mineralizasyonu, okyanus diplerindeki ısı yüklü
akışkanlar (hidrotermal)'in becerisi ile oluşmuştur.
Karadağ yöresindeki Lefke açık ve Karadağ kapalı rezerv
işletmelerindeki ham cevherler ile Gemikonağı
Limanı'ndaki kimyasal atıklar, bakır flotasyon
işletmesinin yan atıkları, %25-%30 kükürt içeren piritli
atık havuzları, yörede toprak taban suyu ve deniz
kirliliği yanında, yazın aşırı ısınma sonucu, kükürt
gazları ve maden tanecikleri ile hava kirliliği de
oluşturmaktadır. Maden Deresi üzerinde toprak dolgu
barajı olarak yapılan Gemikonağı Göleti'nde tarafımızdan
yapılan incelemelerde demir ve bakırlı kükürt ile
"paslar" yüzeysel sularla taşınarak içme suyu ve sulama
suyu için ağır metal yoğunlaşmasına koşut olarak asit
ortam oluşturabilecekleridir. Bugünkü görüntü, çevresel
bozulmanın ve ekolojik dengeye indirilen darbenin çok
tipik bir örneğidir. O nedenle bu alan aslında tüm
çevreciler ve yaşamının geleceğini düşünenler için
ayrıca çevre kirliliğine örnek bir açık laboratuar
olarak da değerlendirilmelidir.
KIBRIS: İncelemelerinizde ne gibi sonuçlar
çıkardınız:
Prof. Dr. Ümit Erdem: Maden işletmeciliği sonrası
şekillenen yerel kirlilik boyutları ele alınırsa yapılan
gözlemlere, yerinde incelemelere göre denizden, dağlık
alanlara doğru dört düzeyli bir belirleme yapılabilir.
Bu düzeyler; 1.Gemikonağı girişinde bulunan ve siyanür
içerme olasılığı bulunan altın atıkları. 2.Gemikonağı
girişindeki işletme tesislerinin bulunduğu alandaki
bakır flotasyon atıkları. 3.Yükselerek altı ayrımlı atık
havuzu oluşturan ve içerisinde %30 civarında kükürt
bulunduran, pirit mineralinin yoğunlaştığı atık
havuzları. 4.Karadağ Bölgesi'nde madencilik becerileri
sürecinde çıkarılmış olan düşük tenörlü bakır
birikintileri ile kimi dere yataklarındaki pasa atıkları
olarak belirlenebilir.
KIBRIS: CMC'deki Havuzlarda durum nedir
Prof. Dr. Ümit Erdem: Atık havuzlardaki tepkimenin
çok yoğun asit oluşu kimyasal ayrışmayı yoğunlaştırır ve
sonuçta mikro element ve ağır metallerin serbest
kalmasına ve bunların da taban suyu yanında, yüzeysel
sularla denize ve çevre arazilerine taşınmasına ve
kirlilik yükünün her geçen gün yoğunlaşarak artışına
neden olur.
Deniz kıyısından itibaren 50-100m içerdeki kuşak
şeklindeki oluşumda demir yoğunluğu oldukça fazla ve
sonuçta atık yüzeyi kırmızı ve sarı rengiyle çok
belirgin demir niceliği %14,7719 ile en başat sınırda
dağılım göstermektedir. En yukarı bölümde örnekleme
sürecinde, civardan akan suyun çok yoğun kükürt kokusu
içerdiği belirlenirken atık örneklemelerinde kimi
yüzeylerin kükürt elementi kabuğu bağladığı
gözlenmiştir. Pirit ve kalkopirit minerallerinden
element ayırma işleminde, ayrışma ortamında sülfüroz ve
sülfirik asit yoğunlaşması sonucu atık tepkimesi (PH)
son derece asit olduğundan örnekleme sürecinde temasta
bulunan cildimizin oldukça ileri düzeyde etkilendiği,
burada ayrıca belirtmek uygun olacaktır. Bu arada
çevresel rüzgarlarla yüzde 70- 80 sınırlarında dağılma
gösteren kil-mil inorganik taneleri, yöreye toz bulutu
şeklinde dağılarak ağır elementler ve kükürtçe artan
çevresel kirliliğe neden olmaktadır. Lefke ve Gemikonağı
dolaylarının hidrojeolojik görünümüne bakacak olursak,
Teodos Ofiyolit kompleksinden beslenen ve kuzeye doğru
akış gösteren dereler ve beslenim alanlarında yer alan
Cu-Fe-Sülfür maden sahaları terkedilmiş bir vaziyette
çevresini ve yaşamın her türlü öğesini tehlikeye
sokmaktadır.
KIBRIS: Sonuçta bölgede geç de olsa ne gibi önlemler
alınmalı?
Prof. Dr. Ümit Erdem: İnceleme alanı olan Lefke ve
Gemikonağı mevkii, deniz kıyısından başlamak üzere
içerilere doğru devam eden 2000 dönümün üzerindeki bir
alanı kapsamaktadır. Alan gözle görülebilir beş duyu
organıyla hissedilebilir biçimde, önemli bir çevre
sorunu yumağı ortamı durumundadır. Bu şekliyle alan Risk
Bölgesi şekliyle tanımlanabilir. Tehlikeli Bir Çevre
örneği olarak Açık Laboratuardır denebilir. Bu
belirtilenler aşağıdaki bulgularla oldukça açık bir
biçimde görülebilmektedir.
Bulgular ve alınması gereken önlemler
1. Bölgede doğru bir envanter çalışması
bulunmamaktadır.Bu nedenle araştırmalar ivedilikle
derinleştirilmeli, kirlilik durumunun taban verileri
saptanmalı, böylece Risk Analizi sonuçlarına
ulaşılmalıdır.Ekolojik kapsamda yaşamsal bir Riziko
Analizi bu nedenle oldukça önemli olarak görülmektedir.
Konuyla ilgili tarafımızdan yapılan su analizleri (
Çizelge 2 ) durumu, ön araştırma çalışmasında bile
açıklamaktadır.
2. Envanter çalışmalarının ve Riziko Analizi
çalışmalarının sonucunda Alan Kullanım Karalarına
gidilmesi zorunludur.Böylece doğru kullanımlarla risk
sorunu en aza indirgenecektir. Çünkü alan 1974
tarihinden itibaren 25 yılı aşkın bir süredir terk
edilmiş bir alan durumundadır.
3. Açık seçik ortada olan çevresel zararlanma
yalnızca Lefke'yi ya da Kıbrıs'ı değil Doğu Akdeniz'e
kıyısı olan ülkeleri, giderek Yunanistan, İtalya gibi
turizm yörelerini de doğrudan etkileyecek durumdadır.
4. KKTC Devlet Laboratuarı Müdürlüğü tarafından
18.03.1999 sulama suyu raporları da göstermektedir ki
önemli toksin maddeler adı geçen alanda standartların
üzerinde bulunmaktadır.
5. Kısa vadede özellikle yaşamsal risk taşıyan
önlemler ivedilikle ele alınmalı,böylece hemen tehlikeli
olabilecek maddeler ortadan kaldırılmalıdır.
6. Alan depolama bölümünde verilen ksantatlar önemli
bir tehlikedir. Bu kimyasalların beş yıllık ömrü olduğu
bilinmektedir. Ancak şu anda nasıl bir tehlike
içerdikleri ivedilikle araştırılmak durumundadır.
Kansorejen olan bu maddelerin araştırma esnasında
maskeler gibi ilgili araç gereç kullanılmalı ve daha
sonrada bu maddeler yine ivedilikle enterne edilmelidir.
7. Her ne kadar gözle de görülebiliyor ve Çizelge
1-2'de belirlenebilmekte ise de, yine de alanda 50-60
noktada dikey araştırmalar yapılmalı.İzotop izleme
yöntemi de kullanılarak hidrojeolojik akışlar
belirlenebilmektedir.
8. Lefke Maden deresinde ki Gemikonağı göletine,
drenaj havzası içinde yer alan pasa ve maden
birikintilerinden olan atık girişlerinin önlenmesi.
Göletin ve bunun kaynak verdiği kuyu sularının periyodik
olarak kontrol edilmesi ve bunların sulama ve içme suyu
olarak kullanılmasının engellenmesi,
9. Gemikonağında ki maden birikintileri, kimyasal
madde atıkları, işletme sonrası geride bırakılan hurda
atıkları, yörede gerek topraklarda, gerek bitkilerde ve
gerekse sularda çevresel sorunlar yanında, görsel
bağlamda da kirlilik oluşturmakta ve sonuçta kimyasal
işlevin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılması için
yöredeki kirlilik kaynaklarının sürekli izlenmesi ve bu
amaçla da 0-1m.,1-2,5m.,2,5-4m.,4-5,5m.,5,5-7m.,7-8,5m.
derinliklerden periyodik olarak örnek alınıp
analizlenmesi,
10. Maden işletme çevresinin tel veya yörenin
ekolojik koşullarına uygun yeşil çitle çevrilerek buraya
insan ve hayvan girişinin engellenmesi, bilhassa yeşil
çit oluşturarak rüzgar tutucu özelliğiyle, çevresel
kirliliğin en az düzeye indirilmesinin sağlanması.
11. Atık alanın güney yöresinde yağmur sularının atık
alanına girişlerinin engellenmesi ve sonuçta son derece
asit tepkime yanında sularda çözünen ağır metallerin
denize olan deşarjlarını önlemek için, havzanın yukarı
bölümlerinde çevirme kanallarının yapımı mutlaka
gerekmektedir.
12. Bir başka ilginç bulgu da adı geçen alanda,
Acacia cyanophylla (Kıbrıs akasyası- Top akasya)
bitkisinin yoğun oluşudur. Bitki türü adından da
anlaşılacağı gibi Siyan seven akasya demektir. Bu durum
da ayrıca düşündürücüdür. |