| Ülkemizin belki de bölgenin en büyük
çevre felaketlerinin başında gelen ve bilim adamlarının
"doğanın yok olduğu yer" olarak nitelediği
Gemikonağı'ndaki CMC tesislerinde durum vahim BÖLGEDE
SU ARANIYOR... Ülkemizin belki de dünyanın en büyük
çevre felaketlerinin başında gelen ve bilim adamlarının
"doğanın yok olduğu yer" olarak nitelediği
Gemikonağı'ndaki Cyprus Mines Corperation (CMC)
tesislerinde gözlem kuyularının bir tanesine sondaj
vurulması nedeniyle bölgeye asitli sular fışkırmaya
başladı. Geçen hafta sonu Çevre ve Doğal Kaynaklar
Bakanlığı'nın öncülüğünde CMC'de kısa ve orta vadede
alınacak önlemler ele alınırken, CMC içerisinde bulunan
ve koruma altına alınacak bölge olarak ilan edilmesi
düşünülen bölgedeki gözlem kuyularının bir tanesinin
CTP/ BG- DP döneminde tarım bakanlığı yapmış Hüseyin
Öztoprak'ın kullanımına verilmesinin ardından bölgede su
aramaya başlaması şok etkisi yaptı
l "ŞU ANDA BUNDAN DAHA TEHLİKELİ BİR ŞEY OLAMAZ"...
CMC konusunda araştırmaları ve raporları bulunan Ege
Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma
Merkezi Müdürü, Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü
öğretim görevlisi Proj. Dr. Ümit Erdem, bölgedeki gözlem
kuyularında uygulamalı ve eş zamanlı bir çalışma
yapılmadan sondaj yapılmasının halk açısından çok
tehlikeli olduğunu söyledi. Ege, Marmara ve Ankara
Üniversiteleri laboratuarlarında gözlem kuyularından
alınacak örneklerin en az bir yıl sürekli tahlilleri
yapılması gerektiğini anlatan Erdem, "Bölgede şu anda
sondaj kadar tehlikeli bir şey olamaz. Yapılmaması
gerekiyor. Resmen hayrete düştüm. Gözlem kuyularından
bir yıl örnek alınsa dahi buranın suyu normal
çıkmayacak" dedi
Ali CANSU
Ülkemizin belki de bölgenin en büyük çevre
felaketlerinin başında gelen ve bilim adamlarının
"doğanın yok olduğu yer" olarak nitelediği
Gemikonağı'ndaki Cyprus Mines Corperation (CMC)
tesislerinde gözlem kuyularının bir tanesine sondaj
vurulması nedeniyle bölgeye asitli sular fışkırmaya
başladı.
Geçtiğimiz hafta sonu Çevre ve Doğal Kaynaklar
Bakanlığı'nın öncülüğünde CMC'de kısa ve orta vadede
alınacak önlemler ele alınırken, CMC içerisinde bulunan
ve koruma altına alınacak bölge olarak ilan edilmesi
düşünülen bölgedeki gözlem kuyularının bir tanesinin
CTP/ BG- DP döneminde tarım bakanlığı yapmış Hüseyin
Öztoprak'ın kullanımına verilmesinin ardından bölgede su
aranmaya başlanması şok etkisi yaptı.
Çünkü, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde
CMC'nin ıslahı ile kısa ve orta vadede alınacak
önlemlerin hayata geçirilmeye çalışıldığı bir sırada
geçmiş dönemlerde Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi
tarafından Öztoprak'ın kullanımına verilen gözlem
kuyusunda sondaj çalışması yapılması ve bu esnada
yeraltından asitli suların çıkması bölgedeki vahameti
bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu durum bakanlık ile komitenin aldığı kararlara da
ters düşüyor.
Sondaja başlayan ekibin yeraltından bölgeye asitli
sular ve çamurlar çıkarması, insanlar kadar bölgede
gezinen hayvanlar için de büyük tehlike yaratıyor.
Aralarında bilim adamlarının da bulunduğu komiteden
çıkan rapor, kısa önlemler paketi içerisinde bölgenin
etrafının tellenmesi amacı taşıyor. Ancak, her türlü
sağlık riskinin bulunduğu bölgede su arama izni
verilmesi çelişki yaratıyor.
Bu durumun devam etmesi durumunda yıllardır CMC'den
akan ve masmavi denizi ve doğayı kırmızıya boyayan
asitli sular yine kirlilik yaratmaya devam edecek.
Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi'ne ait CMC tesisleri
içerisindeki gözlem kuyularının bulunduğu bir bölgeyi
eski tarım bakanlarından Hüseyin Öztoprak'a verilmesinin
ardından bölgede hiç bir bilimsel araştırma yapılmadan
sondaj çalışmasına geçilmesi ve su aranması bir çok soru
işaretlerini de gündeme getirdi.
CMC, geçmişte yeraltı sularının seviyelerini öğrenmek
için bölgede bir çok gözlem kuyusu aşmış ve buralarda
zaman zaman ölçümler yapmıştı. Geçmiş hükümet döneminde
Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi'ne ait gözlem
kuyularının bir tanesinin özel bir şahsa verilmesi ise
merak uyandırdı.
KIBRIS bölgedeydi
Tüm bunlar olurken bölge insanının ve denizdeki
hayvanların sağlığı ve doğa, geçmişte olduğu gibi bugün
de tehdit altında. "KIBRIS" ekibi dün sabahın erken
saatlerinde bölgede yaptığı incelemelerde, doğanın
yeraltından çıkan kimyasal sularla kahverengiye
boyandığını ve bazı çakıl taşlarının asitten çatlayarak
erimeye başladığını tespit etti. CMC alanı içerisinde de
incelemelerde bulunan ekibimiz, buranın bir çöp alanına
döndüğünü de belirledi.
Yemyeşil doğanın renginin yeşilden kırmızıya,
kahverengiden sarıya döndüğü CMC'de yaşam ölmüş durumda.
Gökkuşağı gibi her rengin hakim olduğu ve doğanın yavaş
yavaş yok olduğu bu ortamın hemen yanında ise sulu
ziraat ile hayvan beslenmesi, insan sağlığının ne kadar
tehlike altında olduğunu da ortaya koyuyor. Bir de buna
yeraltından çıkacak suların bahçelere verilmesi
eklenirken, bunun ne kadar sağlıklı olduğu bilim
adamlarının takdirine kalıyor.
Bahçelerimi sulayacağım
Eski Tarım Bakanı olan Hüseyin Öztoprak, CMC'deki
kuyunun atıl ve kullanılmaz halde olduğu için ve
bahçelerini sulamak için devletten kuyunun kendisine
verilmesi için talepte bulunduğunu söyledi.
Öztoprak KIBRIS'a yaptığı açıklamada, yaklaşık 400
dönüm bahçesi olduğunu ve bahçelerindeki kuyuların
kuruduğu için bahçelerin de kurumaması için devletten
CMC'deki açık kuyulardan bir tanesinin kendisine
verilmesini istediğini kaydetti. Sondaj makinesinin
kendisine verilen kuyuda çalışmalara başladığını ancak
kazı yapılmadığını ifade eden Öztoprak, "İlk olarak
kuyuyu temizleyeceğiz. Çünkü kuyunun içerisinde çamur
vardır. Sonra ise deneyeceğiz. Bahçelerimi kurutmamak
için bu kuyuyu aldım. Kuyunun suyu ile bahçelerimi
sulayacağım" dedi.
Bilgim yok
Maliye Bakanlığı Müsteşarı Zeren Mungan, CMC'de
bulunan gözlem kuyularının bir tanesinin Hüseyin
Öztoprak'a verilmesi ile ilgili bir bilgisi olmadığını
söyledi.
Alınan görüş başka, uygulanan başka
Edinilen bilgiye göre CMC'de sondaj yapılması için
Jeoloji ve Maden Dairesi'nden "Yeraltı sularının
temizliği" yönünde sondaj yapılması için herhangi bir
izin alınmadı. Güvenilir kaynaklar, alınan görüş ile
yapılmak istenenin uygun olmadığını belirtirken, sondaj
konusunun dairenin bilgisine gitmediği de ifade edildi.
Çevre Dairesi'nin haberi yok
Çevre Dairesi Müdürü Hülya Atlan, CMC'deki sondaj
konusunda bilgileri olmadığını ve öğrenir öğrenmez
bölgeye daireden yetkili gönderdiğini ve araştırma
başlattığını söyledi.
Atlan, CMC'de sondaj yapanların bölgeye giden
yetkililere sondaj yapma izinlerinin olduğunu
söylediğini ancak Su İşleri Dairesi'ne konuyu sorduğu
zaman geçmişte bu iznin sadece kuyu temizleme olarak
verildiğini ancak şimdi bu iznin gerektiği gibi
kullanılmadığını söyledi.
Bugün bölgeye Su İşleri Dairesi ve Jeoloji ve Maden
Dairesi'nden ekiplerin gideceğini ve konuyu
inceleyeceğini ifade eden Hülya Atlan, ekiplerin ayrıca
bölgeden su örneği de alacağını ifade etti.
Sondajdan tehlikeli bir şey olamaz
CMC konusunda araştırmaları ve raporları bulunan Ege
Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma
Merkezi Müdürü, Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü
öğretim görevlisi Proj. Dr. Ümit Erdem, bölgedeki gözlem
kuyularında uygulamalı ve eş zamanlı bir çalışma
yapılmadan sondaj yapılmasının halk açısından çok
tehlikeli olduğunu söyledi.
Ege, Marmara ve Ankara Üniversiteleri
laboratuvarlarında gözlem kuyularından alınacak
örneklerin en az bir yıl sürekli tahlilleri yapılması
gerektiğini anlatan Erdem, "Bölgede şu anda sondaj kadar
tehlikeli bir şey olamaz. Yapılmaması gerekiyor. Resmen
hayrete düştüm. Gözlem kuyularından bir yıl örnek alınsa
dahi buranın suyu normal çıkmayacak. Çünkü, burada
kükürt ve bakırın yeraltı sularına karıştığını
biliyoruz. Eğer böyle bir şey yapılırsa hem yapana hem
de halka büyük zarar vermiş olur. Analizler yapılmadan
suyu bahçeye vermekle insanları metal kirliliğine
boğarsınız. Komitede bölgenin kontrol altına alınması
konusunda görüş birliğine vardık. Ancak, bunun nereden
çıktığını bilmiyoruz" diye konuştu.
Devletin koordinasyonsuzluğu ön sırada
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır,
geçtiğimiz cumartesi ve pazar günleri CMC ile ilgili
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı derneğin organize
ettiği ve devlet yetkilileri ile bilim adamlarının
katıldığı geniş kapsamlı bir toplantı yapıldığını
söyledi.
CMC'de alınacak önlemlerin konuşulduğu toplantıda,
bölgede kısa ve orta vadede alınacak önlemlerin
kararlarının alındığını kaydeden Bıldır, bu kararların
önümüzdeki günlerde Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı
tarafından açıklanacağını belirtti. Kararların özünün
CMC'nin ve bölgesinin kontrol altına alınması olduğunu
anlatan Bıldır, "Bu toplantıların hemen ardından daha 48
saat geçmeden kontrol altına alınması kararına varılan
arazilerden birinde sondaj çalışmalarının başladığını
gördük. Her şeyden önce bu çalışma kabul edilmez. Ama,
bu olayın kabul edilmediği yanında başka bir takım
şeyleri de gündeme zorunlu hale getirdi. Bizim aldığımız
kararlara göre böyle bir sondaj çalışması yapılması
mümkün değildir. Bu toplantıya devletin o alanda ilgili
bütün birimleri katıldı. Buna Su İşleri Dairesi, Jeoloji
ve Maden Dairesi ile Çevre Dairesi de dahildir. Toplantı
hemen üzerinden böyle bir çalışma başlaması devlete ait
birimlerin koordinasyonsuzluğunu gösterir.
CMC sorununun sorunun uzayıp gitmesinin ve bir türlü
çözüm bulunamaması ve rehabilite edilmesine
başlayamamasının en önemli nedenlerinden biri de budur.
Devlet birimlerinin süratle bir birleri arasında bir
koordinasyon kurmaları zorunludur. Şüphesiz bu sondaj
çalışması durdurulması gereken bir çalışmadır. Ama biz
özellikle bundan sonra bu tür şeylerle karşılaşmak
istemiyoruz.
Sondaj yapılan bölge CMC atık arazilerinin hemen yanı
başındadır ve yüzeyde asitli sular mevcuttur" diye
konuştu. |