21 Ocak 2007

 

KISA VE ORTA VADEDE ALINACAK ÖNLEMLERİN RESMİ ÇIKACAK...

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Asım Vehbi, CMC'nin 1974'den beri kanayan bir yara olduğuna işaret ederek, bölgede kısa ve orta vadede alınacak önlemler konusunda bakanlık, yetkili daireler ve sivil toplum örgütleri ile Türkiye'den bu konuda uzman bilim adamlarının katıldığı geniş bir toplantı yaptıklarını söyledi

Ali CANSU

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Asım Vehbi, CMC'nin 1974'den beridir kanayan bir yara olduğunu kaydederek, bölgede kısa ve orta vadede alınacak önlemler konusunda geniş bir toplantı yaptıklarını söyledi.

Bakan Vehbi KIBRIS'a yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler ve Özgürlük ve Reform Partisi'nin vizyonu ile kurulmuş olan Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın 100'üncü gününü tamamladığını ve KKTC'nin çevre ve Doğal kaynaklar ile ilgili olan sorunlarını tanıma görme anlamındaki dönemini tamamladıklarını söyledi.

Çevre ile ilgili araç gereç ve personel sorunu dışında birçok çevre sorununun olduğunun tespitine vardıklarını kaydeden Vehbi, dört alanda çok ciddi yaralar bulunduğu ve bunun en önde geleninin de Lefke'de Gemikonağı bölgesindeki CMC olduğunu saptadıklarını belirtti.

CMC'de geçtiğimiz yıllar içerisinde neler yapıldığını araştırdıklarını ve son 2-3 yıl içerisinde Doba şirketine orasının kiralandığını ve ilgili şirketin orada belirli bir çalışma dışında bir şey yapmayıp tıkandıklarını gördüklerini ifade eden Asım Vehbi, "1974'den beridir kanayan bir yaradır ve daha çok bireysel ve akademik ile sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve başta Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği'nin ilgi göstererek bir şeyler yapmaya çalıştığı bir alan olmuştur. Ancak, devlet ve hükümet olarak kalıcı bir stratejiler bugüne kadar ortaya konmamıştır. AB tarafından 259 milyon Euro'nun içerisinden bakanlığımızın talebi ile CMC ile ilgili bir kaynağın ayrılmasını istedik ve 900 bin Euro sadece fizibilite çalışması için ayrılmış durumdadır" dedi.

CMC'nin resmi ortaya çıkacak

Bakan Vehbi, CMC'deki fizibilite çalışması sayesinde bölgenin resmini tam olarak görerek uzun vadede rehabilitasyon için mali kanyağın durumu ile nasıl bir rehabilitasyon yapılması konusunda önlerini görebilecekleri bir yol haritası oluşturulacağını söyledi.

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği tarafından organize edilen toplantıdaki hedefin kısa ve orta vadede CMC'de atılacak atımları kararlaştırmak olduğunu ifade eden Vehbi, "Fizibilite çalışması bitene kadar yarın ne yapmamız gerekir onu görmek istiyoruz. Orda alınacak önlemlerle bölgede daha az zarar görmesini sağlayacak yöntemler için uğraşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de maden rehabilitasyon çalışmaları yapan bir Alman firmanın olduğunu öğrendik ve onları bölgeye çağırarak CMC'yi gezdirdik" diye konuştu.

Alman, "Bu yara kanarken

bakan bile yerinde oturamazdı"

Bölgeyi gezerken Alman firma yetkilisine "CMC Almanya'da olsaydı ne yapardınız?" diye sorduğunu anlatan Vehbi, "Herhalde sizinle konuşur olmazdım. Çünkü Almanya'da olsaydı ilgili hiçbir daire müdürü ve Bakan bu yara kanarken yerinde oturamazdı" cevabını aldığını söyledi.

Ancak bizde 32 yıldır hükümete birçok kişinin gelip gittiğini ve bu baskının bile oluşmadığını ifade eden Vehbi'nin "Bilimsel olarak ne yapardınız?" sorusuna ise Alman yetkili, "Biz bir saniye durmazdık ve orayı karantina altına alırdık. Oranın çevresi hemen tellenmeli. Telin üzerine özel maddeler olan 2-3 metre yüksekliğinde duvarlarla kaplardık. İnsan ve hayvan çıkışını önlerdik. Bölge içerisindeki ağıllar ile tarım arazilerinin dışarıya çıkarılmasını sağlardık. En azıdan tozun dışarıya çıkmasının minimize edilerek insanlar ile temasa geçmesini engelleyecek önlemler alırdık" yanıtını verdi.

Kısa vadede Alman yetkilinin yukarıda saydıklarını yapmayı istediklerini ve bunu da yaparken önlerini de görebilmek için bir çalışma toplantısı düzenlediklerini ifade eden Asım Vehbi, yurt dışından daha önce CMC ile ilgili çalışmalar yapan üç bilim adamını çağırdıklarını bu bilim adamlarının daha önce raporlar vermesine rağmen bu raporlara uyulmadığını da gördüklerini anlatan Asım Vehbi şöyle devam etti:

"Toplantıya Ege Üniversitesi'nden Prof Dr. Ümit Erdem ile Prof. Dr. Ünal Altıbaş, Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen, Yakın Doğu Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, Jeoloji ve Maden Dairesi, Çevre, Su İşleri Dairesi, Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi, Tarım Bakanlığı ile Çevre Dernekleri temsilcileri katılıyor.

Bu toplantının sonunda kısa vadedeki önerilen ve yol haritalarımız ortaya çıkacak. Buradan itibaren hükümet ve bakanlık olarak elimizden geleni yaparak süratle kısa vadede alınacak önlemleri yerine getirmek durumdayız.

Bakanlığın bütçesi bizden önce yapılmıştır. CMC'nin tellenmesi için mali kaynak sıkıntısı vardır ve bununla ilgili bir mali kaynak da ayrılmadı. Dolayısı ile bu projeyi üretim kaynak arama yoluna gideceğiz. Orman Dairesi imkânları ile CMC'nin etrafına 5 bin fidan dikme projemizi başlatmıştık. Bu yıl bu tamamlanacak. Fidanlar havuzların kenarına ekilmedi çünkü oralarda bu işlerin bitmesi için havuzların kenarına ekilmezdi. Bu fidanlar büyüyünce tozu ve metali kendi bünyelerine çekip dışarıya aktarılmasını engelleyeceklerdir."

CMC'ye önlem alma zamanı geldi

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır, CMC'ye 1997 yılından beri çeşitli ziyaretler yapıldığını ve gelinen noktada artık önlem alma zamanının geldiğini söyledi.

Bölgede insanların dolaştığını, denizin ve yağmur suları dolayısıyla yeraltı sularının da kirlenerek tarımı tehdit ettiğini kaydeden Enver Bıldır, dünkü toplantının bir anlamda atılan teorik adımların pratiğe dökülmesi anlamını taşıyacağını söyledi.

AB'nin etüt programının tam anlamıyla başarıya ulaşabilmesi için 15 yıllık bir süreye daha ihtiyaç olduğuna da işaret eden Bıldır, bu süreyi beklemeden acil tedbirler alınmasının gerekli olduğunu da sözlerine ekledi.

CMC bir ölüm vadisi

Türkiye'nin Ege Üniversitesi'nden gelen Prof. Dr. Ünal Altınbaş daha önce konuyla ilgili Lefke'de bir sempozyuma katıldıklarını ve çevre ile ilgili bazı toplantılarda da "Kıbrıs CMC Atıklarının Doğu Akdeniz Üzerindeki Baskısı" konulu bildirilerle konuyu gerek ulusal gerek uluslararası bazda dile getirdiklerini kaydetti.

Bildirilerde, KKTC'deki CMC Bakır Madeni İşletmeleri katı atık alanının 5 km. alan genişliği ve 10 milyon ton kitlesel ağırlık oluşturduğunu söylediklerini ifade eden Altınbaş, bölgeyi "her an patlamaya hazır bir ölüm vadisi" ve "açık çevre felaketi müzesi" olarak niteleyip, çevresel bozulma ve ekolojik dengenin yok oluşunun tipik örneği olduğu görüşünü belirttiklerini söyledi.

Prof. Dr. Altınbaş, bildirilerinde ayrıca sorunun tüm Akdeniz kıyılarını tehdit eden bir sorun olduğunu kaydettiklerinin de altını çizerek, bölgenin telle çevrilmesi, yağmur sularının bölgeye girmesinin engellenmesi, atık maddelerin toprağa ve göletlere deşarjının önlenmesi ve kuyu sularının periyodik olarak kontrol edilmesi ve atık havuzlarının buharını dışarıya bırakmayacak, yağmur suyunu da geçirmeyecek şekilde izole edilmesinin ilk tedbirler olabileceğini söylediklerini vurguladı.

İzmir'den gelerek üzerlerine düşen görevi yaptıklarına inandıklarını belirten Altınbaş, kendilerine sağlanan kaynakların boşa gitmediğini de ifade etti.

CMC doğu Akdeniz'in problemi

Prof. Dr. Ümit Erdem de konuşmasında yeterince üzerine düşülmediği takdirde Doğu Akdeniz'in problemi olan CMC atıklarından dolayı sadece Kıbrıs'ın değil bölgenin olumsuz etkileneceğini söyledi.

Atıkların yenilen-içilenlerle birlikte insanlara geçtiğini kaydeden Erdem, konu hakkında bilimsel çalışmaları AB'ye taşıdıklarını ve AB'nin de bir takım çalışmalarda destek olmayı gündemine aldığını belirtti.

1999 yılından itibaren ciddi bilimsel verilerin toplandığını anlatan Erdem, CMC konusunun uluslararası hukuka da taşınması ve kimsenin yaptığının yanına kalmaması gerektiğini kaydetti.

Erdem, toplantıda bu konuların da görüşülerek sonuç değerlendirme raporuna yansımasını umduğunu da sözlerine ekledi.

CMC'ye ilk pansumanı yapacağız

Prof Dr. Mehmet Ali Yükselen olayın boyutunun değerlendirilmesi açısından çok çeşitli çalışmalar yapıldığını kaydederek, sorunun büyük bir sorun olmasından dolayı, çözümünün büyük maddi kaynak gerektirdiğini anlattı.

Yükselen, "Olay derneğin hatta KKTC'nin baş edeceği boyutlarda değildir. 'İki-üç gün burada toplanacağız CMC sorunu çözülecek' gibi bir intiba da bırakmak istemiyoruz. Biz sadece ameliyatı gerekli olan bir hastaya ilk pansumandan başlayarak ne yapabileceğimizi ortaya koyacağız" diye konuştu.

AB'nin ilk etapta CMC konusu için 900 bin Euro ayırdığını hatırlatan Yükselen, bundan sonraki adımlarda neler yapılacağı konusunda "ulaşılabilir hedefler" ortaya koymaya çalışacaklarını söyledi.

Projeler hazırlanıyor ama gerçekleşmiyor

YDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş da 1994 yılında iki toplumlu bir proje çerçevesinde Rum Jeoloji Dairesi Müdürü George Konstantin'le birlikte Amerika'ya gönderildiğini, orada "Atıl durumda olan bakır madenlerinin yeraltı sularına, sağlık yönünden bitki, hayvan ve insana olan etkilerinin giderilmesi ve atıl durumdaki asbestin rehabilitasyonu" hakkında 5 haftalık toplantılar dizisine katıldıklarını anlattı.

Kıbrıs'ın Güneyi ve Kuzeyi'ndeki sorunların ele alındığı bu toplantıların ardından 5 milyon Dolarlık bir yardım projesinin hazırlandığını gördüğünü söyleyen Gökçekuş, Amerika'nın, sorunu sadece Lefke bazında değil, Trodoslar'daki açık maden işletmeleri de dâhil tüm ada çapında ele alıp çözmek istemiş olduğunu, fakat politik sebeplerden dolayı bu projenin gerçekleşemediğini söyledi.

Şu an durumun vahim boyutlara ulaştığını belirten Gökçekuş, yüzeysel suların, yeraltı sularının, denizin, tarım kuyularının, toprağın, bitkilerin ve su buharıyla havada uçuşan partiküllerin atık madde içerdiğini anlatarak, denizin kıpkırmızı olması, derenin dopdoluyken suyu süzgeç gibi içine çekmesi ve bölgedeki tarım kuyularına zehir saçmasının sadece olayın yüzeysel boyutunu gözler önüne serdiğini kaydetti.

CMC konusunu ele alan toplantının gün boyu süreceği belirtilirken, toplantı sonunda bir sonuç değerlendirme raporu çıkması bekleniyor.