|
KISA VE ORTA VADEDE
ALINACAK ÖNLEMLERİN RESMİ ÇIKACAK...
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Asım Vehbi, CMC'nin
1974'den beri kanayan bir yara olduğuna işaret ederek,
bölgede kısa ve orta vadede alınacak önlemler konusunda
bakanlık, yetkili daireler ve sivil toplum örgütleri ile
Türkiye'den bu konuda uzman bilim adamlarının katıldığı
geniş bir toplantı yaptıklarını söyledi
Ali CANSU
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Asım Vehbi, CMC'nin
1974'den beridir kanayan bir yara olduğunu kaydederek,
bölgede kısa ve orta vadede alınacak önlemler konusunda
geniş bir toplantı yaptıklarını söyledi.
Bakan Vehbi KIBRIS'a yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler ve Özgürlük ve Reform
Partisi'nin vizyonu ile kurulmuş olan Çevre ve Doğal
Kaynaklar Bakanlığı'nın 100'üncü gününü tamamladığını ve
KKTC'nin çevre ve Doğal kaynaklar ile ilgili olan
sorunlarını tanıma görme anlamındaki dönemini
tamamladıklarını söyledi.
Çevre ile ilgili araç gereç ve personel sorunu
dışında birçok çevre sorununun olduğunun tespitine
vardıklarını kaydeden Vehbi, dört alanda çok ciddi
yaralar bulunduğu ve bunun en önde geleninin de Lefke'de
Gemikonağı bölgesindeki CMC olduğunu saptadıklarını
belirtti.
CMC'de geçtiğimiz yıllar içerisinde neler yapıldığını
araştırdıklarını ve son 2-3 yıl içerisinde Doba
şirketine orasının kiralandığını ve ilgili şirketin
orada belirli bir çalışma dışında bir şey yapmayıp
tıkandıklarını gördüklerini ifade eden Asım Vehbi,
"1974'den beridir kanayan bir yaradır ve daha çok
bireysel ve akademik ile sivil toplum örgütleri,
üniversiteler ve başta Lefke Çevre ve Tanıtma
Derneği'nin ilgi göstererek bir şeyler yapmaya çalıştığı
bir alan olmuştur. Ancak, devlet ve hükümet olarak
kalıcı bir stratejiler bugüne kadar ortaya konmamıştır.
AB tarafından 259 milyon Euro'nun içerisinden
bakanlığımızın talebi ile CMC ile ilgili bir kaynağın
ayrılmasını istedik ve 900 bin Euro sadece fizibilite
çalışması için ayrılmış durumdadır" dedi.
CMC'nin resmi ortaya çıkacak
Bakan Vehbi, CMC'deki fizibilite çalışması sayesinde
bölgenin resmini tam olarak görerek uzun vadede
rehabilitasyon için mali kanyağın durumu ile nasıl bir
rehabilitasyon yapılması konusunda önlerini
görebilecekleri bir yol haritası oluşturulacağını
söyledi.
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın Lefke Çevre ve
Tanıtma Derneği tarafından organize edilen toplantıdaki
hedefin kısa ve orta vadede CMC'de atılacak atımları
kararlaştırmak olduğunu ifade eden Vehbi, "Fizibilite
çalışması bitene kadar yarın ne yapmamız gerekir onu
görmek istiyoruz. Orda alınacak önlemlerle bölgede daha
az zarar görmesini sağlayacak yöntemler için
uğraşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de maden
rehabilitasyon çalışmaları yapan bir Alman firmanın
olduğunu öğrendik ve onları bölgeye çağırarak CMC'yi
gezdirdik" diye konuştu.
Alman, "Bu yara kanarken
bakan bile yerinde oturamazdı"
Bölgeyi gezerken Alman firma yetkilisine "CMC
Almanya'da olsaydı ne yapardınız?" diye sorduğunu
anlatan Vehbi, "Herhalde sizinle konuşur olmazdım. Çünkü
Almanya'da olsaydı ilgili hiçbir daire müdürü ve Bakan
bu yara kanarken yerinde oturamazdı" cevabını aldığını
söyledi.
Ancak bizde 32 yıldır hükümete birçok kişinin gelip
gittiğini ve bu baskının bile oluşmadığını ifade eden
Vehbi'nin "Bilimsel olarak ne yapardınız?" sorusuna ise
Alman yetkili, "Biz bir saniye durmazdık ve orayı
karantina altına alırdık. Oranın çevresi hemen
tellenmeli. Telin üzerine özel maddeler olan 2-3 metre
yüksekliğinde duvarlarla kaplardık. İnsan ve hayvan
çıkışını önlerdik. Bölge içerisindeki ağıllar ile tarım
arazilerinin dışarıya çıkarılmasını sağlardık. En azıdan
tozun dışarıya çıkmasının minimize edilerek insanlar ile
temasa geçmesini engelleyecek önlemler alırdık" yanıtını
verdi.
Kısa vadede Alman yetkilinin yukarıda saydıklarını
yapmayı istediklerini ve bunu da yaparken önlerini de
görebilmek için bir çalışma toplantısı düzenlediklerini
ifade eden Asım Vehbi, yurt dışından daha önce CMC ile
ilgili çalışmalar yapan üç bilim adamını çağırdıklarını
bu bilim adamlarının daha önce raporlar vermesine rağmen
bu raporlara uyulmadığını da gördüklerini anlatan Asım
Vehbi şöyle devam etti:
"Toplantıya Ege Üniversitesi'nden Prof Dr. Ümit Erdem
ile Prof. Dr. Ünal Altıbaş, Marmara Üniversitesi'nden
Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen, Yakın Doğu
Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, Jeoloji ve
Maden Dairesi, Çevre, Su İşleri Dairesi, Devlet Emlak ve
Malzeme Dairesi, Tarım Bakanlığı ile Çevre Dernekleri
temsilcileri katılıyor.
Bu toplantının sonunda kısa vadedeki önerilen ve yol
haritalarımız ortaya çıkacak. Buradan itibaren hükümet
ve bakanlık olarak elimizden geleni yaparak süratle kısa
vadede alınacak önlemleri yerine getirmek durumdayız.
Bakanlığın bütçesi bizden önce yapılmıştır. CMC'nin
tellenmesi için mali kaynak sıkıntısı vardır ve bununla
ilgili bir mali kaynak da ayrılmadı. Dolayısı ile bu
projeyi üretim kaynak arama yoluna gideceğiz. Orman
Dairesi imkânları ile CMC'nin etrafına 5 bin fidan dikme
projemizi başlatmıştık. Bu yıl bu tamamlanacak. Fidanlar
havuzların kenarına ekilmedi çünkü oralarda bu işlerin
bitmesi için havuzların kenarına ekilmezdi. Bu fidanlar
büyüyünce tozu ve metali kendi bünyelerine çekip
dışarıya aktarılmasını engelleyeceklerdir."
CMC'ye önlem alma zamanı geldi
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır,
CMC'ye 1997 yılından beri çeşitli ziyaretler yapıldığını
ve gelinen noktada artık önlem alma zamanının geldiğini
söyledi.
Bölgede insanların dolaştığını, denizin ve yağmur
suları dolayısıyla yeraltı sularının da kirlenerek
tarımı tehdit ettiğini kaydeden Enver Bıldır, dünkü
toplantının bir anlamda atılan teorik adımların pratiğe
dökülmesi anlamını taşıyacağını söyledi.
AB'nin etüt programının tam anlamıyla başarıya
ulaşabilmesi için 15 yıllık bir süreye daha ihtiyaç
olduğuna da işaret eden Bıldır, bu süreyi beklemeden
acil tedbirler alınmasının gerekli olduğunu da sözlerine
ekledi.
CMC bir ölüm vadisi
Türkiye'nin Ege Üniversitesi'nden gelen Prof. Dr.
Ünal Altınbaş daha önce konuyla ilgili Lefke'de bir
sempozyuma katıldıklarını ve çevre ile ilgili bazı
toplantılarda da "Kıbrıs CMC Atıklarının Doğu Akdeniz
Üzerindeki Baskısı" konulu bildirilerle konuyu gerek
ulusal gerek uluslararası bazda dile getirdiklerini
kaydetti.
Bildirilerde, KKTC'deki CMC Bakır Madeni İşletmeleri
katı atık alanının 5 km. alan genişliği ve 10 milyon ton
kitlesel ağırlık oluşturduğunu söylediklerini ifade eden
Altınbaş, bölgeyi "her an patlamaya hazır bir ölüm
vadisi" ve "açık çevre felaketi müzesi" olarak
niteleyip, çevresel bozulma ve ekolojik dengenin yok
oluşunun tipik örneği olduğu görüşünü belirttiklerini
söyledi.
Prof. Dr. Altınbaş, bildirilerinde ayrıca sorunun tüm
Akdeniz kıyılarını tehdit eden bir sorun olduğunu
kaydettiklerinin de altını çizerek, bölgenin telle
çevrilmesi, yağmur sularının bölgeye girmesinin
engellenmesi, atık maddelerin toprağa ve göletlere
deşarjının önlenmesi ve kuyu sularının periyodik olarak
kontrol edilmesi ve atık havuzlarının buharını dışarıya
bırakmayacak, yağmur suyunu da geçirmeyecek şekilde
izole edilmesinin ilk tedbirler olabileceğini
söylediklerini vurguladı.
İzmir'den gelerek üzerlerine düşen görevi
yaptıklarına inandıklarını belirten Altınbaş,
kendilerine sağlanan kaynakların boşa gitmediğini de
ifade etti.
CMC doğu Akdeniz'in problemi
Prof. Dr. Ümit Erdem de konuşmasında yeterince
üzerine düşülmediği takdirde Doğu Akdeniz'in problemi
olan CMC atıklarından dolayı sadece Kıbrıs'ın değil
bölgenin olumsuz etkileneceğini söyledi.
Atıkların yenilen-içilenlerle birlikte insanlara
geçtiğini kaydeden Erdem, konu hakkında bilimsel
çalışmaları AB'ye taşıdıklarını ve AB'nin de bir takım
çalışmalarda destek olmayı gündemine aldığını belirtti.
1999 yılından itibaren ciddi bilimsel verilerin
toplandığını anlatan Erdem, CMC konusunun uluslararası
hukuka da taşınması ve kimsenin yaptığının yanına
kalmaması gerektiğini kaydetti.
Erdem, toplantıda bu konuların da görüşülerek sonuç
değerlendirme raporuna yansımasını umduğunu da sözlerine
ekledi.
CMC'ye ilk pansumanı yapacağız
Prof Dr. Mehmet Ali Yükselen olayın boyutunun
değerlendirilmesi açısından çok çeşitli çalışmalar
yapıldığını kaydederek, sorunun büyük bir sorun
olmasından dolayı, çözümünün büyük maddi kaynak
gerektirdiğini anlattı.
Yükselen, "Olay derneğin hatta KKTC'nin baş edeceği
boyutlarda değildir. 'İki-üç gün burada toplanacağız CMC
sorunu çözülecek' gibi bir intiba da bırakmak
istemiyoruz. Biz sadece ameliyatı gerekli olan bir
hastaya ilk pansumandan başlayarak ne yapabileceğimizi
ortaya koyacağız" diye konuştu.
AB'nin ilk etapta CMC konusu için 900 bin Euro
ayırdığını hatırlatan Yükselen, bundan sonraki adımlarda
neler yapılacağı konusunda "ulaşılabilir hedefler"
ortaya koymaya çalışacaklarını söyledi.
Projeler hazırlanıyor ama gerçekleşmiyor
YDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş da
1994 yılında iki toplumlu bir proje çerçevesinde Rum
Jeoloji Dairesi Müdürü George Konstantin'le birlikte
Amerika'ya gönderildiğini, orada "Atıl durumda olan
bakır madenlerinin yeraltı sularına, sağlık yönünden
bitki, hayvan ve insana olan etkilerinin giderilmesi ve
atıl durumdaki asbestin rehabilitasyonu" hakkında 5
haftalık toplantılar dizisine katıldıklarını anlattı.
Kıbrıs'ın Güneyi ve Kuzeyi'ndeki sorunların ele
alındığı bu toplantıların ardından 5 milyon Dolarlık bir
yardım projesinin hazırlandığını gördüğünü söyleyen
Gökçekuş, Amerika'nın, sorunu sadece Lefke bazında
değil, Trodoslar'daki açık maden işletmeleri de dâhil
tüm ada çapında ele alıp çözmek istemiş olduğunu, fakat
politik sebeplerden dolayı bu projenin
gerçekleşemediğini söyledi.
Şu an durumun vahim boyutlara ulaştığını belirten
Gökçekuş, yüzeysel suların, yeraltı sularının, denizin,
tarım kuyularının, toprağın, bitkilerin ve su buharıyla
havada uçuşan partiküllerin atık madde içerdiğini
anlatarak, denizin kıpkırmızı olması, derenin
dopdoluyken suyu süzgeç gibi içine çekmesi ve bölgedeki
tarım kuyularına zehir saçmasının sadece olayın yüzeysel
boyutunu gözler önüne serdiğini kaydetti.
CMC konusunu ele alan toplantının gün boyu süreceği
belirtilirken, toplantı sonunda bir sonuç değerlendirme
raporu çıkması bekleniyor. |